Previous Next

Enerji

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Ekonominin temelini oluşturan üretim, sanayi devrimi ile önemli bir aşama kaydetmiş, fabrika ve üretim tesislerinin kurulmasıyla, bedensel insan gücüne dayalı üretim metodu, makineleşmeye başlamıştır. Sanayideki bu değişim uluslararası arenada birçok gelişmenin temelinde yatan enerji konusunu önemli bir hale getirmiştir. Enerji zaman içerisinde ülkelerin üretim potansiyelleri açısından temel girdi unsuru olmuştur. Bu denli hayati öneme sahip enerji, devletler arasında da önemli bir politika aracı olmuştur.

Türkiye Dünya rezervlerinin %72 'sine sahip zengin enerji yataklarının olduğu bir coğrafyada bulunmasına karşın, maalesef enerjide dışa bağımlıdır. Petrol bu enerji ürünlerinden en önemli olanı ve ülkemizde toplam enerji tüketiminin %40lık bir kısmını oluşturmaktadır. İkinci sırada doğalgaz gelmektedir. Ancak Türkiye, ekonomik ve politik çıkarları açısından kritik öneme sahip olan enerji konusunda henüz işlevsel bir milli strateji oluşturulamamıştır.

Ülkemizin enerji konusunda artan talebe karşın üretimin sınırlı kalması önemli bir sorundur. Ulusal bir enerji üretim programı bütünüyle hayata geçirilmelidir. Dört bir tarafı çok zengin petrol ve doğalgaz rezervleri bulunan Türkiye topraklarında yeterli petrol ve doğal gaz rezervleri bulunamaması manidar olmakta, bu durum ulusal üretimin önündeki en büyük problem olmaya devam etmektedir. Ancak yakın zamanda Karadeniz ve Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervlerine yönelik araştırmalar yapılmıştır. Uluslararası şirketlerin çoktan harekete geçmesine rağmen Türkiye, çevresindeki karasularda enerji üretimine yönelik etkin girişimler için oldukça geç kalmıştır.

Türkiye enerji verimliliği konusunda da büyük sorunlara sahiptir. Zaten enerji üretimi sınırlı olan Türkiye’de enerji kullanımında verimli yöntemler henüz benimsenememiştir. Gerek teknolojik eksiklikler gerekse kamuoyunda enerji konusunda henüz büyük bir duyarlılık oluşturulamamış olması nedeniyle Türkiye kaynaklarını etkin olarak kullanamamakta bu durum da ülke ekonomisine büyük bir kayıp olarak yansımaktadır.

Rüzgâr ve güneş gibi doğa dostu olarak kabul edilen enerji kaynaklarının üretiminde de henüz somut ulusal projeler gerçekleştirilememiştir. Tüm dünya kamuoyunda tartışmaları süren nükleer enerji konusunda da Türkiye son dönemde bazı girişimlerde bulunulmuştur. Ancak gerek nükleer enerjinin tehdit edeceği hususlar hakkındaki tartışmaların sonuçlandırılamaması, gerekse başarılı bir strateji izlenememesi nükleer enerji konusunda da Türkiye’nin karnesine zayıf not işlenmesine neden olmuştur.

Enerji konusunda milli çıkarlarımıza hizmet eden, aktif bir politika izlenmelidir. Türkiye’de yerli enerji üretimini desteklemek için mevzuatlarda da değişiklikler yapılması gerekmektedir. Özel şirketlere tanınan ayrıcalıkların kısıtlanması, bunun yerine kamu teşebbüslerini destekleyecek ve nihayetinde TPAO’nun işlevsel entegre yapısına yeniden dönüştürülmesine yönelik adımlar atılması gerekmektedir. Alternatif diğer enerji kaynaklarının arzını da çeşitlendirmek adına rüzgâr ve güneş enerjisi gibi hem doğa dostu hem de düşük maliyetli girişimler gerçekleştirilmelidir. Bunun dışında tam kapasitede olmayan enerjinin stoklanması konusunda da çalışmalar yapılmalıdır.

Dış politikada enerji transferi konusunda ekonomik ve politik alanda kazanım beklentisi olan Türkiye, yeni projelerin yaratılması ve var olan projelerin desteklenmesi için girişimlerde bulunmalıdır. Özellikle AB ile bütünleşme politikasında enerji nakil hatları kartı akılcı bir şekilde kullanılmalıdır.

logo