Previous Next

Çevre

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Çevreye duyarlı olmak çağdaşlığın temelidir.

 “Her insan yeşil çevre, dengesi korunan doğa ve temiz atmosfere sahip bir ortamda yaşama hakkına sahip olmalıdır.”

2.Dünya savaşı yıkımı ardından gelişen sanayi, ekonomik devrim sürecini acımasız bir yarışa dönüştürürken doğa ihmal edildi. Bu ihmalkarlık  zaman içinde küresel ısınma ve iklim değişikliği, çölleşme, kuraklaşma, erozyon süreçlerini yakın geleceğin evrensel tehdidi olarak karşımıza çıkardı.

Yaşanası ve miras bırakılacak bir çevre anlayışıyla kalkınma ve toplumsal yapıyı oluşturmak gerekmektedir. Çevreye duyarlı olmak çağdaşlığın temelidir. Su kaynaklarının azalması, kirlenmesi, verimsiz ve yanlış kullanımları ile topraklarımızın çölleşmesi ve erozyonla yok olma tehlikesi en aza indirilmelidir. Ekolojik denge ve sunduğu doğal zenginlikler korunmalı ve bilinçsiz kullanım engellenmelidir.

Ekolojik dengeyi hiçe sayarak oluşturulan üretim, büyüme,  sanayileşme,  kentleşme stratejileri ve politikaları derhal terkedilerek, çevresel değerleri, doğayı ve atmosferi tahrip etmeden yürütülecek yeni politikalar oluşturulmalıdır. Teknoloji çevreye dost olmalı ekolojik  dengeleri koruma elemanı olmalıdır.

Çevreyi korumak için tanımak, bilmek ilk adım olmalıdır. Bu amaçla Türkiye'nin çevre envanteri hazırlanmalıdır. Ulusal çevre değerleri belirlenmeli, bilgi teknolojileri kullanılarak dönemsel değişimler incelenmelidir. Sorun ve çözümler bu bilgilerin ışığında eylem planlarıyla gerçekleştirilmelidir. Çölleşme ve erozyonla mücadele ulusal planı geliştirilmelidir. Süreçlere sivil toplum örgütleri dahil edilmelidir. Ulusal su tedarik ve kullanım programı uygulamasına geçilerek, enerji ve su kullanımında tasarrufu sağlayan uygulamalar desteklenmelidir. Sulamada modern teknolojik tekniklerin uygulanması özendirilmelidir. Su kaynaklarının kamu otoritesince sıkı olarak denetlenmesi sağlanmalıdır. Sulak alanların korunması için etkili koruma esasları getirilerek, ekolojik  dengeyi bozan uygulamalar uygun tedbirlerle giderilmelidir.

Çevre politikalarının uygulanmasında yerel yönetimlerin yetki, görev ve sorumlulukları artırılmalı, temiz çevre için kentsel altyapı tamamlanmalıdır. Ülke genelinde çağdaş kentleşme anlayışı içinde kanalizasyon ve arıtma tesislerinin tamamlanması gerekmektedir. Yurt çapında arıtma tesisleri hayata geçirilerek, nehirlerin, göllerin ve denizlerin kirlenmesi önlenmeli, tüm kent merkezlerinde, çöp ve katı atıkların arıtılmasını düzenleyecek yasal ve kurumsal yapılanma gerçekleştirilmelidir.

Evsel ısınma ve kentsel ısıtmada çevreyi koruma bilinci de ön planda tutularak, temiz çevreye uyumlu yöntem, teknoloji ve yakıtların kullanılması özendirilmelidir. Tekrar kullanılabilirlik ve geri dönüşüm özendirilmelidir.

Çevre yönetiminde yeniden yapılanma sağlanmalıdır. Türkiye’nin nüfusu ve coğrafi büyüklüğü dolayısıyla karşı karşıya bulunduğu çevresel risklerin en aza indirilerek gelecek nesillere güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı miras bırakmak etkin bir çevre yönetimi anlayışıyla mümkün olabilecektir.

Çevre yönetimi revizyonu ve reformu anlamında, çeşitli çevresel sorunların etkin şekilde çözümüne yönelik kurumlar oluşturulmalı ve bu kurumlar arasındaki koordinasyon geliştirilmelidir. Çevrenin korunmasında uluslararası düzeyde dayanışma sergilenmelidir. AB’nin Yenilenmiş Lizbon Stratejisi benimsenmeli ve Kyoto protokolünün ülke çıkarlarını da dikkate alarak uygulanmasına özen gösterilmelidir.

Küresel ısınmaya karşı mücadelede devlet ve yerel yönetimlerin sorumlulukları ve yükümlülükleri belirlenerek, ulusal strateji politikaları çerçevesinde yerine getirilmesi sağlanmalıdır. Denizlerimizin ve tatlı sularımızın kirlenmesine karşı etkin mücadele yürütülmelidir.

Hayvan haklarına saygının toplumun ortak değeri olmalıdır. Hayvan Hakları Koruma Kanunu çerçevesinde getirilen koruma tedbirlerinin yerel yönetimler tarafından etkin bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır.

logo